Osamu Dazai “İnsanlığımı Yitirirken” Kitap İncelemesi

Osamu Dazai İnsanlığımı Yitirirken Apollon Kültür Kapak Fotoğrafı

Gerçek korkak mutluluktan bile korkar.

Osamu Dazai’nin 1948 yılında yazdığı “İnsanlığımı Yitirirken” henüz çocukluğundan beri kendini her şeye yabancı hisseden her şeyden korkan ve güven problemleri yaşayan Yozo’nun hikayesini anlatır. Yozo’nun çocukluğundan 27 yaşına kadar olan insanlığını yitirme sürecini gördüğümüz kitapta 5 kere intihar etmeyi denemiş olan Dazai belki de kendisine ayna tutan Yozo karakterinin iç dünyasına bizi götürür. Çocukken yaşadıklarımızın bütün hayatımıza nasıl etki ettiğini ve hastalıklı bir iç dünyanın insanı sonuna doğru nasıl götürdüğünü görürüz.


Şeytana Hediyeler Vermek

“İnsanlığımı Yitirirken” kitabın henüz başında Yozo’nun kendi fotoğrafını incelediği bir bölümle başlar. Yozo, kendisinin çocukluğuna baktığında sadece çirkin bir yüz görür. Hayatında gördüğü en iğrenç varlık muamelesi yapar kendine. Böylece kitabın henüz başında kendinden nefret eden biriyle karşı karşıya olduğumuzu anlarız. Kendinden iğrenmek Yozo’nun gerçekliğidir. Kendisininin sevimli ve tatlı bulunduğunu da aktarır fakat onu böyle görenleri yalnızca gerçeği görmemekle suçlar. Yozo, çocukluğundan beri babasını aşırı baskıcı bir otorite figürü olarak görmüş ve hep ondan korkmuş. Babasına olan yabancılığı onun benliğinin topluma gösterilen kısmının hep sahte ve sürekli başkalarını memnun etmek üzerine şekillenmesini sağlamıştır.

“İnsanlığımı Yitirirken” de Yozo, Franz Kafka’da da gördüğümüz gibi babasının sert ve maskülen tavırlarıyla kendisinin uyuşmazlığı sebebiyle hep bir eziklik yaşıyor. Ayrıca evin içindeki hizmetçiler tarafından da tacize uğrayan Yozo, yaşadığı acıları ve iç dünyasını hep bir sessizliklikle karşılayıp başkaları tarafından değer görme ve onaylanabilmesi için yalnızca onları mutlu etmek gerektiğini düşünüyor. Anksiyete rahatsızlığına da kapılan Yozo, hayattan ve başkalarının ona zarar vereceğinden o kadar korkuyor ki adeta pagan dinlerindeki “şeytanı kızdırmamak için onu memnun etmeye çalışmak” psikolojisine giriyor. Etrafındaki insanlar onun için hep bir şeytan rolünde ve o da şeytanın kendisine zarar vermemesi için ona kendini kurban ediyor. Bu kurban ritüelini soytarılık yaparak gerçekleştiriyor.

Başkaları İçin Yaşayan İnsan Olmak

Görünürde her zaman gülümsüyor olsam da içeride çaresiz bir mücadeleyle debeleniyordum, bir ipte yürüyordum, ter içindeydim, onları eğlendirdikçe felaket ihtimali her an yaklaşıyordu.

Yaşayabilmek için soytarılıkla herkesi güldüren ama kendi içinde oldukça kederli havası olan Yozo, aynı zamanda başkalarının tekliflerine ya da onu yönlendiren şeylere karşı asla hayır diyememe özelliğine de sahip. Böylece kendini tamamen toplumda var edebilmek için başkalarına adamış, kendi benliğini hiçe sayan, bir hiç olduğu için de kendisinden nefret eden aşırı anksiyetik bir karaktere dönüşüyor. Bu karakteri lisede de devam ediyor öyle ki okuldan birisi onun yaptığı soytarılığı bilerek yaptığını anlayınca Yozo, dumura uğruyor ve hayatının o an bittiğini düşünmeye başlıyor. Bu sefer hayatındaki şeytan, onun soytarılığının farkına varan çocuğa dönüşüyor ve o şeytanı memnun etmek için onunla arkadaşlık kurmaya çalışıyor. Onu sevdiği için de değil sadece onu memnun edebilmek için yapıyor bunu.

Osamu Dazai Portre
“İnsanlığımı Yitirirken” Kitabının Yazarı Osamu Dazai Portresi

İnsanlığımı Yitirirken kitabında Yozo, herhangi bir öz benliğe sahip olmadığı ve kendisini tamamen topluma göre şekillendirdiği için hayatta hiçbir amaca sahip değil. Korkularını ve acılarını biraz olsun dindirebilmek için kendisini genç yaşta alkole ve kadınlara verir. Sürekli fahişelerle takılır ve cinsel konuda kendisine bir cazibe kazandırdığını fark eder. Kadınlarla birlikte geçen zaman adeta onun için babasına erkekliğini ispatlama yöntemidir aslında. Bu kısa süreli hazlar onun için yalnızca vakit öldürmek ve acılarına geçici bir çözüm vermekten ibarettir. Fakat bu bağımlılık Yozo’yu çok daha büyük giraplara doğru sürükler. Barda bir kadınla tanışır, çocuğu olan ve aslında evli olan bu kadınla birlikte olur ancak bu kadının intihara meyilli olması ve Yozo’nun da buna meyilli olmasıyla birlikte ikisi de intihar girişiminde bulunur. Kadın ölür Yozo hayatta kalır.

Yozo’nun hayatı bu intihar girişiminden sonra daha da kötü bir hale gelmeye başlar. Öncelikle intihar girişiminde bulunduğu için ailesi ve toplum ondan utanır hale gelir. Ona abisinin zar zor gizlice para göndermesiyle ancak geçinir hale gelir. O parayı da Hirame adındaki Yozo’ya veli olarak atanmış adama yollanır. Yozo, Hirame’nin evinde kontrol altında tutulması gereken fakat Hirameye’de yük olan birisi haline gelir. Hirame’ye yük olmaktan korkan Yozo evden kaçar ve Shizuko adında bir kadınla karşılaşır. Yine baskın ve anne figürü olarak görürüz Shizuko’yu. Yozo’nun hep olgun kadınlara olan bağlılığı onun kendisinde bulunan eksik Anne figürünü doldurma çabasından başka bir şey değildir. Shizuko’nun evinde kalan Yozo, onun çocuğuyla sık sık vakit geçirmeye başlar hatta çocuk ona “baba” diyerek seslenir. Ancak bir gün tanrıdan dua isteme konusunda çocukla konuşurlarken Yozo, çocuğun en büyük isteğinin “gerçek baba”sına kavuşmak olduğunu duyunca yine kendisini kötü ve istenmeyen birisi olarak ilan eder.

İnsanlığımı Yitirirken Kitabının Yazarı Osamu Dazai
“İnsanlığımı Yitirirken” Kitabının Yazarı Osamu Dazai

Kötüyü Durduramamak

Shizuko’nun da evinden kaçan Yozo bu sefer Yoshiko’yla tanışır. 17 yaşında olan Yoshiko, Yozonun tam zıt karakteridir. Hayat doludur ve herkese kayıtsızca güvenen biridir. Örneğin Yozo, ona alkolü yarın bırakacağına dair söz vermiş ancak sözünü tutamamış. Yoshiko’ da sözünü tutamamasın asla inanmayıp onun soytarılık yaptığına inanmış. Yozo ne derse desin Yoshiko asla Yozo’nun tekrar alkole başladığını kabul etmemiştir. Yozo, Yoshiko’yla evlenir. Onun yanında kendisini adeta bir baba gibi hisseder ve bu hoşuna gider. Yoshkio’yu gerçekten sevmiştir. Hatta alkolü gerçekten bir süreliğine bırakmıştır. Sanırım Yozo’nun hayatının en mutlu olduğu o kısa döneme bu dönem diyebiliriz.

Evlerinin çatısında en az Yozo kadar ezik fakat dışarıya asla bunu göstermeyen arkadaşı Horiki onu tekrar alkole başlatır. Deli gibi içerlerken birbirleriyle tartışırlar ve Horiki aşağıya iner. Daha sonra tekrar yukarı çıkıp Yozo’yu bir şeyi görmesi için çağırır ve Yozo’nun gördüğü şey güvendikleri bir adamın Yoshiko’ya tecavüz edişidir. Bu andan sonra Yozo tamamen yıkılır. Yoshikoyu kurtarmadan yukarı çıkıp içmeye devam eder ve Horiki’ye öfkelenir çünkü Horiki’de Yoshiko’yu kurtarmak yerine bunu sanki bir manzara sunarmış gibi Yozo’ya göstermek istemesidir. Fakat kendisi de aynı şeyi yapmış tüm her şey kendisiyle ilgiliymiş gibi kendisini alkole vermiştir. Bu vakanın Yozo’da bıraktığı en büyük iz herkese güvenen ve hayat dolu olan Yoshiko’nun bile artık hayata karşı hiçbir beklentisinin kalmamış olmasıdır. Yozo, Yoshiko’ya baktığında kendisinde belki çocuksu bir masumluk ve yaşama isteği canlanıyordu artık her şey gibi o istek de yok olmuştur.

Sonuç

Kendisini morfine veren Yozo iyice uyuşturucu bağımlısı olur ve onu bir tımarhaneye kapatırlar. Ardından babasının ölüm haberini veren abisi gelir onu köylerine tekrar götürür burada kitap biter. Sonuç olarak Osamu Dazai’nin “İnsanlığımı Yitirirken” kitabı bize hem anne hem baba sorunları yaşayan, çocukluğunda tacize uğramış ve bu yüzden benliği hiç gelişmemiş birinin hayatını anlatır. Hayatta kalabilmek için ve canavarlardan korunabilmek için kendisini hep başkalarına adamış, defalarca intihar etmeyi denemiş, alkol ve uyuşturucu bağımlısı Yozo, toplumdaki yabancılaşmışlardan sadece bir tanesi. Bence toplumda Yozo gibi düzinelerce insan var. Bunların kimisi nefreti dışarı yansıtıp hayvanlara ve insanlara zarar veriyor. Kimisi bunu yapma hayali kurup aciz olduğu için yapamıyor. Kimisi de yalnızca kendinden nefret ediyor o kadar.

Babamın öldüğünü öğrendikten sonra son dayanağım da çökmüştü. Babam artık yoktu. İçimden bir anlığına bile ayrılmayan rahatlatıcı ve baskın varlığı artık yoktu.

Daha önce “Çavdar Tarlasında Çocuklar” kitabının ana karakteri olan “Holden”de de bir yabancılaşma ve toplum nefreti görmüştük. Kişilerin dışavurumları değişse de sebep genellikle benzer oluyor. Çocukluk travmaları. Bu kitaplar bazen bazı insanları daha az yargılamam gerektiğini ve onlara bir yardım eli uzatılması gerektiğini aşılıyor bende. Bazen de eğer o kişi çevreye çok zararlıysa duygularıma hakim olamayıp yok olmasını dilediğim de oluyor. İnsanlara nasıl yaklaşılması gerektiğini ve hangi duygularımı hissetmem gerektiğini bilmiyorum. Tek bildiğim şey, bu kitapları okurken eğer kitabı anlayabiliyorsam benim içimde de o karakterlerdeki bazı kısımların olduğu anlamına gelmesi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir