Hızlı Moda ve Çocuk İşçiliği: Bazı Şeylerin Maliyeti Sandığınızdan Yüksektir

Apollon Kültür Bangladesh tekstil işçileri

Üzerimizdeki kıyafet gerçekte ne kadara mal olur? Hızlı Modanın bize sunduğu sürekli değişen trendler ve erişilebilir lüksün ardında yatan gerçekler nedir? Dünya’da belli başlı ihtiyaçlar için veya ihtiyacımız olduğunu sandığımız şeyler için yaptığımız alışverişlerin ardında büyük bir işçi sömürüsü ve çocuk işçiliği yatıyor. Çikolatalar, elbiseler, ayakkabılar, yüzükler, elmaslar… Vitrine baktığımızda satın almak için can attığımız eşyalar; hepsinin ardındaki çalınan çocukluklar, yitirilen potansiyeller kısacası yok edilen hayatlar.

Vitrindeki Ürünler ve Nesnenin Fetişizmi

Diyelim ki bir mağazaya girdik ve vitrindeki elbiseyi satın aldık. Bunun gerçekleşebilmesi için; Malezya’da nehir yatağından teneke çıkaran bir işçiye, Tayvan’ da lehim yapan bir kadına, Pakistan’ da tarlasında pamuk yetiştiren yoksul köylüye ve Milano’ da dikiş diken bir atölye işçisinin emeklerine ihtiyacımız vardır. Benzer şekilde bir kırtasiyeden ucuz bir tükenmez kalem satın alabilmemiz için Kuzey Denizi’nden petrolün çıkarılmasına, bu petrolün devasa tesislerde işlenmesine ve metal uç için madenlerin kazılıp şekillendirilmesi gerekir. Fakat biz tüketici olarak bu ürünleri satın aldığımızda, nesnenin ardında yatan bu yüksek emeği görmeyiz. Kuyumcuya gittiğimizde yalnızca parlak bir pırlanta yüzüğü görürken milyonlarca insanın dahil olduğu emek gizlenir. Yalnızca kendi başına bir değere sahip, onları üretenlerden bağımsız ve cansız bir nesneye dönüşür.

Arka plandaki dayanışmanın gizlenmesi ve önemsenmemesi insan ilişkisini eşya ilişkisine dönüştürür. Örneğin, bir A nesnesiyle B nesnesi takas edildiğinde, görünen nesnelerin karşılaştırılmasıyken gerçekte karşı karşıya gelenler ürünü ortaya çıkaran insanlardır. İnsanlar, pazarlarda birbirleriyle doğrudan değil ancak ürettikleri metalar aracılığıyla ilişki kurarlar. Bu durum, insanlar arasındaki sömürü ve emek ilişkisini eşyalar üzerinden gizler. Meta Fetişizmi denilen bu olgu nesnelerin insan yaratımı olduğu halde sanki insanlar tarafından üretilmemiş gibi bağımsız bir görünüm kazanmasına sebep olur. Bu da bir fetiş haline getirilen nesnenin kendi yaratıcılarına hükmedip onları köleleştirmesiyle sonuçlanır.

Örneğin bir ayakkabı alırız, bu ayakkabının ana görevi ayaklarımız yer değiştirirken onlara konfor sağlamasıdır. Ancak biz bir ayakkabıyı alırken yalnızca ayakkabının bu özelliklerine göre seçim yapmayız, estetik görüntünün dışında önemli olan şey markaya göre seçim yapmaktır. Sırf marka ismi yüzünden bir ayakkabı aldığımızda ihtiyacımız olanların dışında bir de statü satın almış oluruz. Sahte ihtiyaçların üzerinde temellenen bu sahte statü, bize sahte ihtiyaçlar yaratarak gerçekten ihtiyacımız olan şeyleri unutturur. Bu sahte ihtiyaçlar üzerine şekillenen nesneleri satın almalar, bunun üzerine şekillenen sahte rollenmeler ve hiyerarşi, bireyi sadık özünden kopararak sistemin sadık bir tüketicisi haline getirir. Bu kısır döngünün içinde insan, nesnelere sahip olduğunu zannederken nesnelerin kölesi olur. Gerçek ihtiyaçlarımızdaki gerçek bağlar, markaların vaat ettiği o illüzyonun içinde kaybolur gider. Ortaya çıkan ise, egosunu geçici olarak tatmin etmek için cebini boşaltan uzun vadede neye neden ihtiyaç duyduğunu bile unutan kendine yabancılaşmış insandır.

Dikiş Makinesi Ucu

Temiz Üretim Yalanı ve Rana Plaza Faciası

Son yıllarda hızlı moda devlerinin mağazaları; yeşil yapraklı, “sürdürülebilir”, “etik” ve “bilinçli” yazan karton etiketleriyle dolup taştı. Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla bu firmaların üretimlerinin ardında yatan sömürü tüketicinin vicdanına dokunmuş olacak ki mağazalar böyle etiketlerle tüketicinin vicdanını rahatlatmaya çalışmaktalar. Fakat görülüyor ki bu şirketler, kapitalizmin kendi yarattığı yıkımın farkında olup bunları önemsiyormuş gibi yaparak günah çıkarma illüzyonundan başka bir şey sunmuyorlar. Clean Clothes Campaign (Temiz Giysi Kampanyası) ve Human Rights Watch gibi insan hakları örgütlerinin raporları bu sahte şeffaflığın arkasındaki ikiyüzlülüğü kanıtlıyor.

Rana Plaza faciasından sonra bulunan Benetton markası etiketli tişört.
Rana Plaza faciasından sonra bulunan Benetton markası etiketli tişört.

Bu raporların ortaya koyduğu işleyiş son derece basittir: Küresel bir marka, Bangladeş veya Kamboçya’daki kayıtlı büyük bir ana fabrikayla anlaşır. Daha sonra denetmenler bu fabrikaları denetler bu denetlemelerde her şey temizdir. Daha sonra bu marka, fabrikaya imkansız bir teslimat süresi ve maliyeti kurtaramayan bir kar marjı dayatır. Ana fabrikalar da bu siparişleri yetiştirmek için işi gizlice hiçbir denetime tabi olmayan, havalandırması olmayan, son derece sağlıksız ve kayıt dışı göçmenleri, çocuk işçileri günde 14 saat çalıştıran merdiven altı taşeron atölyelere kaydırmış olur. “Temiz Üretim” sahteliğinin patladığı ve insanların sömürülen insanları çok yakından görme şanssızlığı 2013 yılında Bangladeş’te yaşandı. Bangladeş’teki Rana Plaza çöktüğünde tam 1134 tekstil işçisi enkaz altında kalarak can verdi. Dünyanın en saygın hızlı moda devleri ise “bizim hiçbir şeyden haberimiz yoktu” diyerek kendilerini kurtardılar. Örneğin Benetton, önce oradaki varlığını tamamen inkar etmişti daha sonra kabul etmek durumunda kaldılar. Bunun dışında Walmart, “tedarikçimiz bizden izinsiz taşerona vermiş” bahanesine sığındı. Mango ise yalnızca numune istediklerini söyledi.

ÇOCUK
İSTİSMARI
rana plaza çöküşü bangladeş

Bangladeş hızlı moda sektöründe çalışan çocuk işçi
2023 Yılı Yoksulluk ve Sosyal Dışlanma Altında (AROPE) Olan Çocukların Karşılaştırmalı Oranları (0-17 Yaş)

Son olarak makinenin sağır edici ve ritmik sesinin çocuklar ve birçok insan için sömürünün senfonisi olduğu bir dönemde yaşarken İngiliz Rock grubu Muse‘un MK Ultra şarkısını paylaşmak istiyorum. MK Ultra, klibinde bu yazıyı yazdıran çocuk sömürüsünün, insan ticaretinin ve kadınlara yapılan cinsel istismarlarının olduğu merdiven altlarına götürür bizi. Klibin sonunda ise tek satırlık bir cümleyle her şey özetlenir: “Some things cost more than you realize.” (Bazı şeyler, fark ettiğinizden çok daha fazlasına mal olur.)


KAYNAKLAR

  • Hobbes, Michael. “Why It’s Impossible To Shop Ethically”. The Huffington Post. Erişim 19 Temmuz 2026.
  • Weber-Steinhaus, Fiona. “The Rise and Rise of Bangladesh – but Is Life Getting Any Better?” Global Development. The Guardian, 09 Ekim 2019.
  • “The Rana Plaza Disaster Ten Years on: What Has Changed?” Erişim 19 Temmuz 2026.
  • Wildlife & Welfare. “Paying the Price for Fast Fashion: Uncovering the Environmental and Social Costs”. Erişim 19 Temmuz 2026.
  • “» DİSK-AR: Türkiye’de Çocuk İşçiliği Gerçeği Raporu-2015”. Disk.Org.Tr, t.y. Erişim 20 Temmuz 2026.
  • Internationales Arbeitsamt ve UNICEF, ed. Child labour: global estimates 2020, trends and the road forward. International Labour Office, 2021.
  • “Bangladesh Minimum Wage”. Erişim 19 Temmuz 2026.
  • Burke, Jason. “Bangladesh Factory Tragedy Gives Hope to Leather Workers”. World News. The Guardian, 07 Temmuz 2013.
  • Cimrin, Atty Dr Çiğdem, ve Ayşe Ezgi Öner. Authors Atty. Dr. Pınar Kara. t.y.
  • Brooks, Mick. “An Introduction to Marx’s Labour Theory of Value”. In Defence of Marxism, 12 Temmuz 2005
  • Zalta, Edward N., ve Uri Nodelman, ed. “Alienation”. İçinde The Stanford Encyclopedia of Philosophy, Winter 2022. Metaphysics Research Lab, Stanford University, 2022.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir