Yapay Zeka Sanat Yapabilir Mi?

Mona Lisa Ai

Sagopa Kajmer’in Nun Sultan adını verdiği yapay zekayla yeni bir albüm yapması, sanat dünyasında yeni bir tartışma meydana getirdi. “Yapay Zeka Sanat Yapabilir Mi?” Bu tartışmada sanatın ne olduğunu ele alarak yapay zekanın sanatı hangi noktaya getirdiğine ve buna gerçekten sanat deyip diyemeyeceğimizi tartışıyoruz. Yapay zekanın sanat piyasasına girmesi sanatı öldürecek mi yoksa sanata başka bir boyut mu kazandıracak?


Yapay Zekanın Günümüz Sanatındaki Etkisi

Türkiye’de daha önceden psychedelic rock adı altında yeni eserler çıkmış ve birçok insanın beğenisini kazanmıştı. Daha sonra bu psychdelic rock gruplarının aslında yapay zeka olduğu ortaya çıkınca insanlar yapay zekanın müzik endüstrisini ele geçirecek kadar iyi olduğu yönünde endişelere kapıldılar. Sagopa Kajmer’de kendisine bu soruyu sormuş olacak ki X hesabından yaptığı bir paylaşımda, Nun Sultan adını verdiği bir yapay zeka karakteriyle şarkılar yaparak yapay zekanın sınırlarını bize göstereceği bir deney yapacağını açıklamıştı. Ardından Nun Sultan’ın yaptığı eserlerin gerçekten güzel olması ve Sagopa Kajmer’in bir yapay zeka olan Nun Sultan’la düet yapması da çok tartışıldı. Görünene göre yapay zeka, birçok sanatçıdan daha başarılı ve daha estetik eserler meydana getirebiliyor. Bundan dolayı da insanların aklına gelen ilk şey, yapay zekanın sanatı öldürüp öldürmediği oldu. Zira, bu yalnızca müzikte değil, sadece yapay zekayla yapılan sinema filmleri, yapay zeka görselleri ve 3 boyutlu yapay zeka heykelleri gibi farklı türlerde de yapay zekanın başarılı olduğunu gördük. Peki bu gelişmeyi olumlu olarak mı değerlendirmeliyiz? Yoksa bu sanatın ölümünün sesi midir?

Sanat Nedir?

Yapay zeka sanat olabilir mi sorusunu cevaplandırabilmek için öncelikle sanatın ne olduğunu bilmeliyiz. Sanat, Platon’un tabiriyle doğanın taklit edilmesidir aslında. Daha çok duyguları ve sezgileri uyandırma amacı taşır. Dolayısıyla sanat, sanatçının kendi iç dünyasının dışavurumudur diyebiliriz. Böylece asla tam olarak tarif edilemeyecek olan duygular ve sezgiler, çeşitli semboller aracılığıyla taklit edilir. Bir sanat eserinin başarısı da yaptığı taklidin ne kadar gerçeğe yakın olduğuyla ilgilidir. Sanatçı eğer eserine hissettiği duyguları gerçekten hissettiklerine yakın bir şekilde aktarmayı başarabildiyse iyi bir sanat eseri üretmiş olur. Sanatın en önemli özelliği gerçeğin (Platon’a göre “gerçek”, idealar dünyasında yer alır. Duyulur evrende algıladığımız her şey aslında gerçeğin bir taklididir. Bu açıdan sanat da taklidin taklidi yani bir kopyası olur) bir kopyası olmasıdır. Sanat, doğanın taklidi olduğuna göre ve doğada da matematiksel bir estetiğe sahip olduğuna göre bir sanat eserinin başarılı bir taklit olabilmesi için iyi bir matematiğe sahip olması gerekir. Her neyi taklit ediyorsa, taklit ettiği şeyin matematiğini eserine yansıtabilmeli ki estetik açıdan başarılı bir eser ortaya çıkmış olsun. Rezonansa girmek gibidir aslında örneğin öfke duygunuzu bir resme yansıtmak istiyorsanız öfke duygunuzla aynı frekansa girecek renklere, sembollere ve hikayelere ihtiyaç duyup tekniğinizi ona göre ayarlarsınız. Bu frekansı ne kadar iyi ayarlarsanız hissettiğiniz duygunun gerçeğine o kadar yakın bir eser elde etmiş olursunuz.

Sagopa Kajmer Nun Sultan Albüm Kapağı
Sagopa Kajmer’in deneysel çalışması yapay zeka Nun Sultan’ın “Üzgün Şarkılar” albüm kapağı.

Yapay Zeka Sanatı Öldürdü mü?

Sanatın doğayı taklit etmesi olduğunu söylemiştik. Ayrıca sanat, duyguların ve sezgilerin alanı olduğunu da söylemiştik. Peki sanat rölatif midir? Yani bir eser bana göre sanat başkasına göre sanat değil olabilir mi? Bizce bu sorunun cevabı hayır olamaz. Çünkü sanatın rölatif olduğunu söylemek sanatı yalnızca eseri algılayan kişinin algısına bağlı hale getirir. Ancak sanatın aynı zamanda matematikle ilgili de olduğunu söyledik. Matematik kişiden kişiye değişmeyen bir şey olduğuna göre sanatın da rölatif olduğunu söyleyemeyiz. O halde bir eser sanat eseriyse sanatı sanat yapan özün referansına ve matematiğe göre sanat eseridir. İnsana göre değil. Mesela bir sanatçı, bir eser meydana getirsin ve meydana getirdiği eseri kimseyle paylaşmasın o eser yine de bir sanat eseri olarak kalır. Çünkü eseri sanat yapan şey başka insanların eser üzerindeki yorumu değildir. İnsanlar bilgisizlikleri sebebiyle eserin içindeki estetiği göremeyebilirler ve frekansı yakalayamayabilirler. Ayrıca sanatçının hissettikleri rölatif olacağı için kendisi dışındaki hiçbir insan, sanatçının hislerini tam olarak hissedemeyecektir. Ama o hislerin içerisinde yer alan tüm insanların doğasında bulunan ve rölatif olmayan öz sayesinde o sanatçıyı anlayabilecektir. İşte bir eserin sanat olması için o rölatif olmayan özün bulunması yeterlidir ve bu da yine matematikle ilgilidir. Sanat eserinin mahiyetini anlayamayan bir kişi o eserin sanat olmamasından değil, belki de kendi bilgisizliğinden bunu anlayamayacaktır. Ama o eser dünyadaki hiçbir insan anlayamasa dahi sanat eseri olmaya devam edecektir.

Yapay Zeka Tarafından Yapılmış İmkansız Heykel
Yapay Zeka Tarafından Yapılan “İmkansız Heykel

Sanatın rölatif olamayacağını da söylediğimize göre yapay zekanın sanat yapabilir mi? sorusunun cevabının da rölatif olamayacağını söylemiş oluyoruz. İlk baktığımızda bir yapay zeka doğayı başarılı bir şekilde taklit edebildiğinden dolayı sanat yapabileceğini söyleyebiliriz. Ancak sanat için başka şartlarımız da vardı. Mesela yapay zeka bir şeye duygulanabilecek, bir şeyi sezgisiyle algılayabilecek bir bilince sahip midir? Bunun cevabı hayır. Yapay zeka duygulara sahip olmadığı için yapay zekanın ürettiği eserlere sanat eseri diyemeyiz. Peki Sagopa Kajmer’in bu deneyi ne anlama geliyor bu eserler sanat değilse sanat olan nedir ki? Nun Sultan gayet başarılı bir şekilde bende hislenmeler yaratabiliyor ve matematiksel olarak da estetiğe sahip.

İşte yapay zeka sanat yapabilir mi? sorusuna cevap olarak şunu verebiliriz: Yapay zeka sanat yapamaz. Zaten o eserleri sanat yapan şey zaten yapay zeka değildir. Yapay zeka bizim anlattığımız hikayelere göre bizim onu yönlendirmemize ve bizim duygularımıza göre bir eser meydana getiriyor. Yani o eserin içerisinde yer alan duygu dışavurumu hala bize ait. Bize derken tekil olan “ben” den bahsetmiyorum. Sagopa Kajmer’in Nun Sultan’ının yaptığı eserlerdeki duygular aslında tam olarak Sagopa Kajmer’in kendi hislerinin bir yansıması değil. Sagopa Kajmer’in yapay zekaya verdiği komutun içerisinde yer alan ve tüm insanlarda ortak olarak bulunan o özün milyonlarca insandaki yansıması. Yani ben yapay zeka’ya ayrıntılarını da vererek bir aşk şarkısı yapmasını istesem yapay zekanın yapacağı şey tüm bu ayrıntıları da değerlendirip internet veri tabanına erişmek ve bu ayrıntılar dahilinde milyonlarca insanın aşkı nasıl tarif ettiğini analiz edip ortaya o verilerden yola çıkarak bir eser meydana getirmek. Demek ki yapay zeka yalnızca benim duygu dışavurumlarımı değil milyonlarca insanın aynı konu hakkındaki duygu dışavurumlarından bir eser meydana getiriyor. İşte bundan dolayı yapay zekanın yaptığı sanat eseri aslında tam olarak yapay zekaya ait değil. Yine insanlara ait olmuş oluyor. Çünkü sanatın içerisindeki öz yalnızca insanlarda mevcut. O zaman diyebiliriz ki yapay zeka ortaya bir sanat eseri çıkarabilir ancak o eser yapay zekanın değildir işte bu yüzden yapay zeka bir sanat eseri yaratamaz. Yapay zeka bu konuda yalnızca bir araç olabilir. Ancak yapay zeka kullanılarak yapılan sanat eseri de tek bir kişiye ait olamaz. Yani Sagopa Kajmer’in deneyi bize gösteriyor ki Nun Sultan’ın eserleri Sagopa’nın duygularının bir dışavurumu değil. Sagopa’yla benzer hisleri yaşamış milyonlarca insanın ortak dışavurumu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir