Ali Fuad Başgil: Gençlerle Başbaşa Kitap İncelemesi

Ordinaryus Profesör Ali Fuad Başgil’in “Gençlerle Başbaşa” kitabı, gençlere hayat yolculuğunda bir rehber olmayı amaçlar. Ali Fuad Başgil, bu kitapta gençlerin başarıya ve mutluluğa ulaşmadaki önüne çıkan engelleri ve engelleri nasıl aşabileceğini oldukça iyi analiz etmiştir. İradenin ve disiplinli çalışmanın ne kadar önemli olduğunu anladığımız bu kitapta Ali Fuad Başgil, gençlerin hem zihinsel hem de toplumsal gelişiminde altın niteliğinde tavsiyeler verir.


Başarı Yolundaki Temel Engeller

Ali Fuat Başgil, Gençlerle Başbaşa eserinde başarının yalnızca zeka veya şansla değil, disiplinli bir irade ve sistemli bir çalışmanın ürünü olduğunu söyler. Başarının önündeki en büyük engeller aslında insanın en yakınında olan şeylerdir. Kötü arkadaş çevresi, tembellik ve erdemsizce başarıya ulaşma çabası. Ali Fuat Başgil, bu üç ana tehlikeyi ayrı başlıklarda inceler ve bunların hepsini düşman olarak belirler. Bu tehlikelerden en tehlikelisi tembelliktir. Tembellik sadece iş yapmamak olarak değil kendini, üşengeçlik, keyfine düşkünlük, züppelik gibi maskelerin altına gizler. İkinci olarak kötü arkadaş: Ali Fuat Başgil’e göre kötü arkadaş, bir gencin başına gelebilecek en kötü şeylerden birisidir. Dostluk, maskesi altına gizlenir, çalışanı küçümser, başarıyı alaya alır ve manevi enerjiyi kırar. Kötü arkadaşın felsefesi: “gençliğini yaşa” üzerine kuruludur. Tembellik kurdunun içimize yerleşmesine aracılık ederler. Bir diğer engel de kötü örneklerdir. Bunlar, toplumda hak etmedikleri yerlere hileyle, torpille, parazitlikle gelen kişilerdir. Dürüst çalışmanın değerini sarsarlar. Kişiye gerçek başarıyı kendileri elde etmiş gibi görünürler halbuki başarı, namusluluk ve iç huzurla hedefe varınca gerçekleşebilir ancak. Aksi taktirde yakalanmamış hırsızları da başarılı olarak görmek gerekirdi.

Başarının Anahtarı: İrade Nedir

Ali Fuad Başgil, Gençlerle Başbaşa Kitabında iradeyi insanı diğer hayvanlardan daha üstün konuma getiren ruh kuvveti olarak tanımlar. Gençlerle Başbaşa’ da insan hareketlerini bitkisel, otomatik ve şuurlu hareketler olarak üçe ayırır. Bitkisel hareket: Büyüme, düşme, sarsılma gibi doğa kanunlarına bağlı hareketlerdir. İnsanın iradesinin dışındadır. Bunun yanında irade dışı olan bir diğer hareket otomatik hareketlerdir. Bunlar refleksler ve içgüdüler olarak ayrılabilir. Bunun dışında alışkanlıklar da bu otomatik hareketlere girer ancak alışkanlıklar tamamen irade dışı değil iradenin zayıfladığı bir harekettir. Üçüncü hareket çeşidi şuurlu hareketlerdir. Bu hareketler doğrudan bilinç tarafından tartılır ve karar verilir. Devam eden bölümlerde Ali Fuad Başgil, alışkanlıkları da iyi ve kötü olarak irdeleyip kötü alışkanlıklardan kurtulmanın ve iyi alışkanlıklar edinmenin önemini anlatır.

İnsanın Karakteri Değişebilir Mi?

Gençlerle Başbaşa’ da Ali Fuad Başgil, tanımladığı üç hareketten kişinin iradesinde olanı iyi yönde değiştirmek için gerekenleri inceler. Öncelikle cevabını aradığı soru şudur: Bir insanın karakteri sonradan değişebilir mi? Bunun cevabı olarak hem olumsuz görüşü de hem olumlu görüşü de detaylarıyla inceler. Olumsuz tarafta olanlar Schopenhauer, Kant gibi filozoflardır. Bunlar, huyların doğuştan geldiğini ve asla değişmeyeceğini söylerler. Terbiye denilen şey yalnızca insanın huyunu örten maskelerden ibarettir. Olumlu tarafta Rousseau vardır. Bütün huyların sonradan kazanıldığını ve iyi bir terbiye ile her şeyin değişebileceğini savunur. Ali Fuad Başgil, bu iki tarafın da doğru taraflarını alır ve bir sentez yapar. Bazı huylar doğuştan gelip değiştirilemezken bazı huylar zor da olsa değişebilir. Kötü huyların değişmesi elbette çok zor bir süreçtir. Çünkü bunlar artık bir huy olabilmişlerse alışkanlık olmuş demektir ve alışkanlıkların değişmesi, çok büyük bir irade ve disiplin gerektirir.

Karakteri terbiye etmek için Ali Fuad Başgil, Gençlerle Başbaşa kitabında üç tane yardımcı unsur gösterir. Birincisi spordur. Spor ilk bakışta sadece fiziksel bir fayda gibi görünse de aynı zamanda ruh terbiyesi için de harika bir araçtır. Ancak Ali Fuad Başgil’e göre spor her zaman bir oyun gibi olmalı, çekiciliğini korumalı ve sınavlı, rekabetli bir hale gelmemelidir. Aksi takdirde insana gereksiz hırs, kibir, ölçüsüzlük gibi erdemsizlikler kazandırabilir. İkinci unsur Müzik ve Dildir. Estetik duygusunu ve ana dilini mükemmel kullanmayı geliştirerek insanın düşünme yetisini ve hayata bakışını değiştirir. Üçüncüsü de din terbiyesidir. Ali Fuad Başgil’e göre Allah sevgisine dayanan terbiye, insana, çıkar düşüncesinden uzak bir ahlak sağlar. Bu üç yardımcı unsurun da desteğiyle insan kendi hayatını doğruya yöneltebilir. Asıl düşman olan 3 büyük düşmana karşı savaşabileceği Disiplin ve İrade gibi büyük özellikleri kazanabilir.

Verimli Çalışmanın ve Başarının Kanunları

Gençlerle Başbaşa’ da Ali Fuad Başgil, başarıyı sadece çok çalışmak olarak tanımlamaz. Başarı metotlu ve verimli çalışınca gelebilir ancak. Metotlu ve verimli çalışan kişiye başarı geleceği gibi hayatı değer kazanır. Kişi elde ettiği verimi görünce bundan haz duyarak yaşamına mutluluk katar. Tabi bunun için öncelikle çalışmayı sevmek gerekir. Ali Fuad Başgil, çalışmayı sevmeyi üç şarta bağlar: Sağlık, sevdiğin işi yapmak, ve usul bilmek. Çalışmadan verim almanın ve elbette mutluluğun önemli şartlarından birisi sağlıktır. Sağlıklı beslenme, gün içinde yürüyüşler ve spor kişinin hayat kalitesini arttırır. Ayrıca yürüyüşler zihni daha iyi çalıştırarak kişiye soyut fikirler ve ilhamlar kazandırabilir. Sevdiğin işi yapmak gerçekten çok önemlidir. Özellikle Türkiye’de insanların çoğunun sevmediği işi yaptığını düşünürsek bunun hayat kalitesini ve işten alınan verimi azalttığı ortadadır. Ali Fuad Başgil, çok üst seviyelere gelmiş tıp profesörü tanıdıklarından örnek vererek arkadaşının tıp profesörü olmuş olmasına rağmen hayatından asla mutlu olmadığını ve tıptan nefret ettiğini anlatır.

Bir diğeri de çalışma usulü demiştik. Ali Fuad Başgil, Gençlerle Başbaşa’ da bunları bazı ilkelere ayırır. Bu ilkeleri şöyle ayırabiliriz:

  • Zaman ve Yer: Çalışmak için uygun gün, saat veya köşe yoktur. Her an ve her yer uygundur.
  • Teklik İlkesi: Bir zamanda sadece tek bir işe odaklan. Dikkatini dağıtma.
  • Süreklilik: Başladığın işi bitirmeden başkasına geçme. Yarıda kalan iş, başlanmamış sayılır.
  • Dinlenme: Yorulduğunda boş oturma, işini değiştir. Dinlenme amacıyla boş durursan uyuşursun bunun yerine zihinsel bir iş yapıyorsan fiziksel bir işe geçebilirsin.
  • Kararlılık: Güçlükleri parçala asla yılma, Yılgınlık, altından tembelliğin çıktığı bir maskedir.
  • Ezber ve Not: Okuduğun güzel parçaları ezberle, önemli fikirleri kaynaklarıyla birlikte not al. Hem zihin dünyanı geliştirir hem de dilini geliştirir.
  • Tartışma: Öğrendiğin konuları arkadaşlarınla tartış. Tartışmak bir düşünceyi özümsemek ve temellendirmek için en iyi yoldur. Platon bu yüzden kitaplarını hep tartışma tarzında yazmıştır.
  • Az ama Öz: Az çalışıyorsan da öz çalışmaya dikkat et. Sürekliliği asla bırakma. İbn-i Sina günde sadece 2-3 saat üzerine çalışarak bazı eserlerini meydana getirmiştir. Her gün 2-3 saat bir konu üzerine yoğunlaşmak süreklilik sağlandığı taktirde seni çok yukarılara götürür.
Gençlerle Başbaşa kitabının yazarı Ordinaryus Profesör Doktor Ali Fuad Başgil
Gençlerle Başbaşa kitabının yazarı Ordinaryus Profesör Dr. Ali Fuad Başgil

Ali Fuad Başgil’in verdiği bu tavsiyeler ve analizler ışığında Gençlerle Başbaşa gerçekten genci ve yaşlısı için rehber olacak niteliktedir. Ali Fuad Başgil’in kendi hayatında yaşadığı deneyimleri katması da bu fikirlerine samimiyet katmış. Sanki bir dostumuzmuş gibi bizlere yaklaşmıştır. Başarının ve mutluluğun nihai ölçütü, banka hesapları ve makamların yüksekliği değildir. Bunlar yalnızca dolaylı yoldan mutluluğa fayda sağlayabilir. Ancak insan kendi içiyle uyumlu değilse bunlardan da faydalanamaz. Halbuki bunlar olmadan insan kendi iç huzurunu sağlayabilirse mutlu olabilir. O halde başarı ve mutluluk, dışarıdaki barlarda, oyunlarda, sığ sohbetlerde değil. İrademizin ve çalışmanın inşa ettiği o altın kafesin içindedir. İnsan kendi hayatını kendisi yönetmelidir. Kendisini kötü alışkanlıklara ve erdemsizliklere teslim etmemelidir. Bunların hepsi insanın potansiyelini yok eden kanserlerdir. Ayrıca insan hayatta ne yapmak istediğini de elbette bilmeli ancak neyi istemediğini daha çok bilmelidir. Ve insan elinden geldiğince istemediği şeyleri yapmamak için çaba göstermelidir.

Birinci Dünya Savaşı’nda, dört buçuk sene, Kafkaslarda cepheden cepheye koştuktan ve bu felâketlerle dolu savaşın bütün sefalet ve sıkıntısını çektikten sonra, nihayet İstanbul’da terhis edildim. Terhisimin ilk haftalarında müthiş bir aylaklık ve kararsızlık içinde kaldım. Ne yapmalı ve hayatta nasıl bir yol tutmalıydım? Yarım kalan öğrenimime devam mı etmeliydim; yoksa terhis edilen birçok arkadaşlarım gibi, öğrenim hayatından vazgeçip iş hayatına mı atılmalıydım? İçimi kemiren bu kararsızlığı yenemiyor, bir türlü karar veremiyordum. Görüp konuştuğum kimseler beni hep öğrenim hayatından soğutuyor ve bir iş tutmaya teşvik ediyordu. Bir aralık, Sirkeci kahvelerinden birinde genç bir tüccar hemşerime rastladım. Mal almaya gelmiş. Bana ne yapacağımı ve ne iş tutacağımı sordu. Ben de kararsız olduğumu, fakat gönlümün öğrenim hayatına dönmeye aktığını söyledim.

«Şaşarım aklına, okuyup da kütüphane faresi olacağına, benim gibi iş yap da para kazan» dedi.

Sonradan hırsının kurbanı olup genç yaşında ölen bu tüccar hemşerimin sözleri, zaten sallanan içimi, bütün bütün alt üst etti. Adeta şaşkına dönmüştüm.

Sonunda, bilgisine ve olgunluğuna derin bir hürmet beslediğim ve kendisinden çok şey öğrendiğim, Şevketi Efendi isminde eski profesörlerden bir kişi vardı. Bu kişiyi ziyaret edip fikrîni öğrenmeye karar verdim ve kendisini Çarşıkapı’daki evinde ziyaret ettim. Biraz sohbet ettikten sonra, Hoca bana ne yapacağımı sordu. Ben de kendisine kararsızlığımı anlattım. Bana şunları söyledi: “Kararsızlığı bırak ve tahsiline devam et. İnsan ihtiyarlığına kadar ömrünün her çağında iş hayatına atılabilir ve az çok başarılı olur. Fakat okuyup öğrenmenin belirli bir çağı vardır. Sen bugün bu çağdasın. Bu çağı geçirirsen ona bir daha dönemezsin ve yeteneğini heder etmiş olursun. Okuyup öğren de, sonra istersen tüccar ol. Bunda bir zararın olmaz.” -Ali Fuad Başgil *Gençlerle Başbaşa

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir