Schopenhauer: “Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar” Kitap İncelemesi

arthur schopenhauer yaşam bilgeliği üzerine aforizmalar kitabı

Arthur Schopenhauer’in, Buddha ve birçok Antik Yunan filozoflarından etkilenerek yazdığı “Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar” kitabı, bize mutlu olma sanatıyla ilgili önemli bilgiler veriyor. Schopenhauer bu kitabında mutluluğu üç kısımda temellendiriyor. Bir kimsenin ne olduğu, bir kimsenin neye sahip olduğu ve bir kimsenin neyi temsil ettiği üzerine temellendirmelerini yapıp mutlu olmanın gerekçelerini açıklıyor. Biz bu yazıda yalnızca ilk ve en önemli aşama olan bir kimsenin ne olduğu üzerine kısmını inceleyip mutluluğa dair Schopen’in görüşlerini paylaşacağız.


Bir Kimsenin Ne Olduğu Üzerine

Kolay şey değildir mutluluk,
kendimizde bulmak çok zor,
başka yerde bulmak imkansızdır.
-Chamfort

Alman filozof Arthur Schopenhauer, “Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar” kitabına Chamfort’un yukarıdaki sözüyle başlar. Onun bu sözle başlaması Schopen’in düşüncelerinin kısa bir özetidir. Schopenhauer mutluluğu üçe ayırır. Bunlardan birincisi ve en önemlisi insanın kendisinin ne olduğuyla ilgilidir. Diğeri insanın sahip olduğu şeyler onun ardından da başka insanların gözündeki yeridir. Bu üç maddeden birincisi mutluluk için bir zorunluluk taşır Schopenhauer’e göre. Eğer insan, mutluluğu kendinde bulamıyorsa geriye kalan iki maddeden bir şey beklememelidir. Çünkü mutluluk bireyseldir yani özneyle alakalı bir durumdur. Mülk, şan ve şöhret gibi kavramlar ise dışarıdan sahip olduğumuz şeylerdir. Dolayısıyla birinci madde mutluluğa doğrudan etki ederken diğer iki madde yalnızca dolaylı yoldan katkı sağlar. Schopenhauer, birinci madde yani bir kimsenin ne olduğunu da bazı maddeler altında toplamıştır. Bu maddeler: sağlık, güç-kuvvet, güzellik, mizaç, ahlaki karakter, zeka ve yetişme tarzıdır.

“İnsanın dünyası yalnızca kendi tasarımlarıyla, duygularıyla ve istenç devinimleriyle doğrudan bir ilişki içindedir. Dışsal olaylar ancak içsel olayların izin verdiği ölçüde o kişiyi etkilerler. Herkesin içinde yaşadığı dünya, öncelikle kendi kendisini kavrayışına bağlıdır.” Gerçeklik, özne ve nesne olmak üzere iki yarıdan meydana gelmiştir. Nesne herkes için aynıdır, değişmez ve sabittir. Özne ise değişkenlik gösterir. Yani, insanın dünyasını belirleyen ana öğeyi özne oluşturur. Dolayısıyla bir olayın nasıl algılandığı öznenin onu algılayış biçimiyle alakalıdır. Olayların bu derece farklı algılanmasını sağlayan yegane şey mizaçtır. Schopenhauer’e göre bir kişinin mizacının iyi olması, mutluluk için en elzem olan şeydir. Neşeli mizaca sahip biri yaşadığı tüm acılara rağmen yine neşe ve mutluluk için kalabilirken somurtkan mizaca sahip birisi en mutluluk verici olayları bile somurtkanlıkla karşılar. Dolayısıyla insanın yapması gereken ilk şey mizacını olumlu yöne çevirmeye çalışmasıdır. Ancak bazı şanssız insanlar doğuştan gelen özelliklerinden ötürü bunu yapamazlar bu da onların yazgısının olumsuz bir tarafı olarak kabul edilmelidir.

Arthur Schopenhauer Portresi
Arthur Schopenhauer

Schopenhauer’e Göre İnsanın Zihinsel Gücünün Mutluluğa Etkisi

Gerçekliğin nesnel tarafı yalnızca yazgının elindedir ve bizim tarafımızdan değiştirilemezler. Öznel kısım ise bizim elimizdedir ve bizim tarafımızdan değiştirilebilirler. İnsanın mutluluğunun ölçüsü bireyselliğiyle belirlenmiştir. O halde bir insanın mutlu olma şartı kendi zihinsel gücünü olabildiğince arttırmaktır. Eğer kişinin zihin sınırları darsa o kişi hayvansı insani mutluluğun ötesine geçemez. Sürekli dış etkenlerin bağımlısı olur ve bağımlılıkları karşılanmadığı zaman sürekli acı çeker. Çünkü dışarıdan elde edilen hazların etkisi geçiciyken zihinsel olarak elde edilen hazlar bütün bir ömür boyunca bizimle beraber kalır. Ayrıca, iç dünyası zengin olan bir kişi yazgıdan çok şey beklemez. Yazgısını kabul etmiş ve yalnızca değiştirebileceği şeyleri zihninin de gücüyle doğru bir biçimde değiştirir. Zihinsel olarak gelişmemiş insanlar ise ölene kadar bir hödük olarak kalır. İnsanların çoğu zihinsel olarak kendini geliştirmediğinden, sürekli can sıkıntısına maruz kalırlar. Can sıkıntılarını gidermek için de hep vakitlerini öldürücü uğraşlar ararlar.

“Vakit öldürmek” Schopenhauer’e göre yaşamdan kaçmaktır. Zihinleri boş olanlar, boş vakitlerinde herhangi bir yaratma eyleminde bulunamadıkları için can sıkıntısından kaçamazlar. Can sıkıntısını gidermek için kendilerini oyunlara veya diğer vakit öldürücü şeylere verirler. Zihnini entelektüel bilgilerle doldurmuş olan kişi can sıkıntısına maruz kalmaz. Çünkü zaten o hep kendisiyledir ve kendi kendine mutludur. Schopenhauer’in eleştirisi, günümüz açısından oldukça değerlidir. İnsanların zihni o kadar boşaltılmış ve o kadar aptal bir hale getirilmiştir ki, her boş vakitte artık sürekli reels kaydırıp duruyoruz. Bir bilgiyi veya bir projeyi kendi becerimizle değil, yapay zeka yoluyla halletmeye çalışıyoruz. Ne kadar aptal olursak o kadar fazla para kazanan teknoloji şirketleri, aptallığımızdan faydalanacak şekilde algoritmalarını geliştiriyorlar. Bir bilgiyi bile ana kaynağından araştırmak yerine son derece yüzeysel ve aşırı kısaltılmış videolardan elde etmeye çalışıyoruz. Sanat anlayışımız, bilgi anlayışımız, mutluluk anlayışımız her şey o kadar boş zihinlilere göre yapılıyor ki topluma ayak uydurmaya çalışanlar ancak aşırı yüzeysel kişiler olmaktan öteye gidemiyor.

“Boş zamanlar cahillerin can sıkıntısıdır.” -Aristoteles

“Mutluluk Kendi Kendine Yetenlerdir”

Schopenhauer, zihinsel olarak gelişmemiş bir insanın mutlu olma şansının olmadığını, mutluluğu hep dışarıda arayacağını ancak sonucunda her zaman acı elde edeceğini sık sık vurgular. Ancak bir kimsenin ne olduğu yalnızca kendisinin zihinsel seviyesiyle ilgili değildir. Mizacın bir çok insana göre trajik olan olayları bile mutluluğa çevirebilecek kadar önemli olduğundan bahsetmiştik. Bunun dışında insandaki en önemli bir diğer unsur sağlıktır. Eğer insanda sağlık yoksa mutlu olması beklenemez. Bunun için beslenmeye ve günlük hareket etmeye dikkat edilmelidir. Beslenmenin iyi olması hormonlarla ve beyinle ilgili olan potansiyel sorunları engeller. Günlük hareket ise potansiyel fiziksel sorunları engeller. Bunun dışında, ahlaklı bir insan olmak da elzemdir. Çünkü mutluluk iyi bir şeyse, iyi bir şey yalnızca iyi olarak elde edilmektedir. Dolayısıyla erdemsizce bir hayat sürerek bir insanın mutlu olması pek mümkün değildir. Erdemsizliklerden elde edilen hazlar insanı geçici bir mutluluğa sürükler. Ancak bu yalnızca hayatın bir tuzağıdır. İnsan eğer gittiği kötü yolun cazibesine kapılırsa eninde sonunda bir kötülükler girdabının içinde bulur kendini.

Özet olarak mutlu olmanın yegane şartı öncelikle insanın kendisini düzeltmesidir. Diğer gerekenler yalnızca dolaylı yoldan bir ek olarak insana mutluluk vermektedir. Zihnini yeterince geliştirmiş olan kişi kendini dışsal etkilerin bağımlısı kılmaz. Bu onu hem daha özgür yapar hem dışsal etkilerin endişelerinden ve sorumluluğundan kişiyi uzaklaştırır. Kendi hayatını başkalarının onayına göre kurmaz. Bütün hayatını mülk edinmek için mutsuzluğun pençesinde yaşamaz. Schopenhauer’in tüm bu görüşlerinin altında Aristoteles, Sokrates, Platon gibi Antik Yunan Filozoflarından Kiniklere, Kiniklerden Budizme daha sonra Stoacıların yattığını görüyoruz. Schopen bu kitapta, anlatım tarzını Goethe, Horatius, Shakespeare gibi edebiyatçıların eserlerinden örnekler vererek geliştiriyor. En önemlisi, bu kitap günümüz insanının bir çok soruna doğrudan değiniyor. Sosyal medya sayesinde kendini sürekli başkalarının onayına sunup mutluluk bekleyenler, reels kaydıranlar, aşırı mülk ve kısa süreli hazların yüceltildiği, insanların bir zombi gibi yaşamaya itildiği bir çağda, size rehberlik edebilecek kesinlikle okumanız gereken bir kitap.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir