Kinik Felsefe ve Diyojen: Özgürlüğün Yolu

Kinik Okul, Sokratesçi okuldan ayrılarak Sokrates’in görüşleri çerçevesinde yeni bir ekol olmuştur. Anthisthenes’in kurduğu “kinizm” felsefesi, “kinik” kelimesinin Yunanca anlamından da anlaşılacağı gibi “köpek gibi yaşam”ayı tercih edenlerin felsefesidir. Bu felsefenin asıl amacı medeniyetin tüm değerlerine karşı gelerek mal, şatafat, şan, şöhret, saygınlık, mevki gibi kavramlararı hiçe saymak ve insanın doğasından gelen özgürlüğe engel olan her şeyden kurtulmaktır.


Antik Yunan felsefesi, Sokrates’le birlikte ahlak ve erdem konularında ilerleme kaydetmiştir. Sokrates’in düşünceleri şimdiki dünyayı etkilediği gibi o dönemki Antik Yunan halkını da etkilemekteydi. Sokrates’in düşünceleri hayatın nasıl yaşanması gerektiği konusunda birçok kişiye ilham olarak farklı okullar kurulmasına vesile olmuştur. Sokrates öyle farklı yorumlanmış ki hedonizmin kurucusu sayılan Aristippos’un yanında, hedonizmin tam tersi diyebileceğimiz kinik okul gibi okullar ortaya çıkmıştır. Aristippos’un kurduğu Kirene okulu, Megara, Elis gibi Sokratesçi okulların yanında Anthisthenes, kinik okulun kurucusu sayılmaktadır. Anthisthenes, ilk zamanlar Sofist Gorgias’ın öğrencisiyken daha sonra Gorgias’tan ayrılıp Sokrates’e hayranlık beslemiş ve onun yoluna girmiştir. Bununla birlikte Sokrates’in çizgisinden çıkarak kendi çizgisini kurmuştur. Anthisthenes’in Sokrates’ten ayrıldığı ve Kinizm’in temelini oluşturan konular şunlardır:

  • Sokrates’e göre erdemli olmak ile bilgili olmak eşitti. İnsanlar sadece erdemli olmak için bile bilgi aramalıydı. Bir insanın doğru erdemi gerçekleştirebilmesi için doğrunun bilgisine sahip olması gerekiyordu. Eğer bir insanda bilgi yoksa o insanın erdeminden söz etmek mümkün değildi çünkü o insan, yalnızca başkalarının “erdemli” olarak gördüğü şeyleri taklit etmekten öteye gidemezdi. Kinik felsefeye göre ise bir kişinin erdemli olması onun bilgili olması gibi bir zorunluluk yoktur. Kinik okula göre erdemin ana kaynağı bilgi değil, pratik yaşamın kendisidir.
  • Sokrates’e göre haz, erdemsiz ve ölçüsüz olmadığı sürece insan için faydalı olabileceğini düşünmüştür. Bunun karşısında Kinik okul, hazzı tamamen reddeder. Hazzın insanı hazza bağımlı kıldığını dolayısıyla insanı köleleştirdiğini düşünürler. İşte Kinik felsefenin en önemli noktalarından birisi budur. Haz ona karşı savaşılması gereken bir şeydir.
Kinik felsefenin kurucusu Antisthenes
Kinik felsefenin kurucusu Antisthenes

Kinizm’in Öğretileri

Kinik Okul’da özgürce yaşamak erdemli yaşamaktır. Özgürce yaşamak iste pratik hayatta kendilerini bağımlı kılan her şeyden uzaklaşarak gerçekleşmektedir. Bu nedenle insanlar kendilerini köleleştiren hazlardan kaçınmalıdır. Aile, toplum, medeniyet, din, saygınlık, kibarlık gibi değerleri insanın özgürlüğünü sınırlandıran şeyler olarak görürler. Çünkü normal bir insan yaşamı boyunca aile, toplum, devlet kuralları gibi kurallara bağlı yaşar. Bütün bu kurallar sanal bir şekilde insanları kısıtlar, insanı doğasından çıkarır. Bunun gibi, insanın hep dizginlenen bir varlık olarak kalmasını sağlar. Kinikler, karşısındaki insanın statüsü, zenginliği gibi konuları umursamazlar hatta insanlarla alaycı bir şekilde konuşurlar. Örneğin, Diyojen fıçısında yaşarken yanına Büyük İskender gelir. Büyük iskender Diyojen’e kim olduğunu sorar. Diyojen bunun karşılığında “ben köpek Diyojen’im” cevabını verir. Büyük İskender, Diyojen’e bir isteği olup olmadığını sorar. Diyojenin cevabı ise meşhurdur: “Güneşimi engelleme yeter”. Görüldüğü gibi dünyanın gördüğü belki de en büyük imparator olan Büyük İskenderi kaale almamış hatta ona “zavallının teki” demiştir.

Kinik Okul’da bir insanın tam olarak özgür olabilmesi için üç önemli kavram üzerine durulmaktadır. Bunlar: Konuşma özgürlüğü, öz yeterlilik ve eğitimdir. İnsanlar, karşısındaki kişinin kim olduğuna bakmadan istediğini söyleyebilme hakkına sahiptir. İnsanın içindeki her şey hiçbir sınır olmaksızın apaçık bir şekilde lafı dolandırmadan söylenebilmelidir. Devletin yasaları, görgü kuralları, dini kurallar gibi hiçbir kural insanın konuşma özgürlüğüne sınır koyamaz. Bunun dışında insan, kendine yeter olmalıdır. Dünyanın maddi zenginliklerini reddedip minimum eşya ile yaşamalıdır. Statü, güç, şöhret gibi şeylerin peşinde olmamalıdır. Eğer bir insan bunlar için bir şey yapıyorsa bunlar, insanın zaafları haline gelir. Zaafları olan insan özgür olamaz. Bununla birlikte insan, bütün zorlu koşullarda yaşayabilecek şekilde kendini eğitmelidir. Acılara karşı duyarsız olmalı hatta bazen bilerek kendine acı çektirmelidir. Acı çeken ve acıya duyarlılığı azalan insan, bedensel ve zihinsel olarak kendini eğitmiş olacaktır. Böylece acıya karşı duyarlılığı azalan insan, acının karşısına hazzı koymak istemeyecektir. Onu kısıtlandıran konfor alanlarından olabildiğince uzak yaşayacaktır.

Sinoplu Diyojen Kimdir?

Kinik okulun, en popüler ismi şüphesiz Sinoplu Diyojendir. Anthisthenes’in öğrencisi olan Diyojen, yaşamı boyunca uygarlığın bütün değerlerini hiçe saymıştır. Diyojen, Sinop’ta doğmuş ancak babasına atılan kalpazanlık suçuyla Sinop’tan sürülmüştür. Bir gemi yolculuğunda esir alınarak köle olarak satılmıştır. Kölelikten çıktıktan sonra Atina’ya gelmiş ve parası olmadığı için kalacak bir ev bulamayınca bir fıçı içerisinde yaşamaya başlamıştır. Bütün hayatını fıçı içerisinde geçirmese de ömrünün son zamanlarını bir fıçıda yaşayarak geçirmiştir. Kinik felsefeyi benimsediği için, insanlara nasıl göründüğünü ve insanların ahlaki değerlerini umursamaz. Kılık kıyafetine hiç önem vermez, insanların içinde tuvaletini yapar, onlarla dalga geçer. Gündüzleri elinde bir fenerle dışarı çıkıp “insan arıyorum” der. Diyojen hayatta en çok felsefeye önem verir ve felsefeyle yaşamayan insanın boş bir hayat yaşadığını söyler. Kirene Okulu’nun kurucusu hedonist Aristippos, Diyojen’e felsefeden ne kazandığını sorar. Diyojen, “Tek bir kuruşa sahip olmadan zengin oldum” cevabını verir.

Diyojen, kadere boyun eğen bir tavır sergiler. Başa gelen her şeyi kabul etmek gerektiğini söyler. Eğer karşısında güzel bir şey çıkarsa ondan faydalanmayı da uygun görür. Hayatı boyunca, ona içki ve ziyafet ısmarlayanları reddetmemiştir. Yani bütün hazlardan kaçıp yalnızca acı veren eylemlerle yaşayan birisi değildir. Zaten böyle olması da insanı bu sefer diğer taraftan kısıtlar. Bütün hazlardan kaçmak ve yalnızca acı çekerek yaşamak da başka bir özgürlüğün kısıtlanma çeşididir. Bundan ötürü Diyojen, karşısına çıkan olayları haz verici ya da acı verici olarak ayırmadan gerçekleştirir. Ancak o hiçbir hazza bağımlılık duymaz, hazzı aramaz ve elindekiyle yetinir. Yalnızca karşısına çıkarsa o hazzı elde eder. Bunun dışında Diyojen’in denizden çıkan ölü balıklarla beslendiğini vs. de biliyoruz. Hatta kesin olmamakla birlikte çiğ bir ahtopotu yediği için öldüğünü söyleyenler vardır. İnsanın, kaderle baş edemez duruma geldiğinde intihar etmesi fikrine karşı değildir. Başka bir söylenceye göre de kendi soluğunu tutarak intihar etmiştir.

caspar de crayer büyük iskender ve diyojen
Caspar de Crayer, Büyük İskender ve Diyojen tablosu

Diyojen’in Mirası ve Modern Dünya’da Kinik Felsefe

Diyojen, yaşamı boyunca kinik okulun en büyük temsilcisi olmuştur. Onun yaşamı ve öğretileri, dünyayı değiştirmiştir. Stoa okulunun temelleri kinik felsefe sayesinde atılmıştır. Bunun gibi bazı çileci yaşam biçimlerinin de Kinik Okul’dan etkilendiğini söyleyebiliriz. Yine kinik okulun, devlet ve özel mülk gibi kavramları reddetmesi; Bunları özgürlüğü kısıtlayan şeyler olduğunu söylemesi de felsefe tarihinde önemli etkilere sebebiyet vermiştir. Diyojenin en büyük mirası, insanlara kendine yeter bir şekilde yaşamayı öğretmesidir. Bugünün açısından da bakıldığında, insanlar materyalist dünya anlayışıyla her zaman daha fazla şeye sahip olmaya itiliyor. Ancak bu kadar fazla şeye sahip olmasına rağmen insanoğlu, her zaman daha fazlasını istiyor ve asla sahip olduklarından tatmin olmuyor. Manevi duygular bile sahip olunup tüketilen öğeler haline geliyor. Haz ve maddiyat peşinde koşan insan, mutluluktan ve özgürlükten giderek uzaklaşıyor. Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla başkalarının onayına muhtaç olarak yaşıyor. Devletlerin medyaya uyguladığı sansürlerle insan özgürce konuşamıyor. İşte böyle bir dönemde kinizm, öğretileriyle modern insan için tekrar anlam kazanıyor.

Kinik Felsefe ve Diyojen: Özgürlüğün Yolu” yazısında bir düşünce

  1. Pingback: Schopenhauer: "Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar" İncelemesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir