Rusya’nın Mistik Keşişi Rasputin’in Hikayesi

Grigori Rasputin Apollon Kültür Portre

Alman pop şarkı grubu Boney M’nin “Rasputin” şarkısı bütün dünyaya Rus tarihinin en ilginç karakterlerinden birini hem bir mistik hem bir playboy hem bir vaiz olarak tanıttı. Boney M’nin Rasputin şarkısından sonra popülerliği zirve yapan Rasputin’in hayatı, gizemli kişiliği ve ölümüyle 20. yüzyılın en merak edilen figürleri haline geldi.


Eskiden Rusya’da bir adam yaşarmış.
İri ve güçlüymüş, gözlerinde alev alev bir parıltı varmış.
Çoğu insan ona dehşet ve korkuyla bakarmış.
Ama Moskovalı kızlar için çok sevimliymiş.
İncil’i bir vaiz gibi, coşku ve ateş
dolu bir şekilde vaaz edermiş. Ama aynı zamanda kadınların arzulayacağı türden bir öğretmenmiş.

Grigori Rasputin’in Hayatı

Rasputin’in hikayesi Rus İmparatorluğu’nun son yıllarına denk gelir. İmparatorluğun son zamanlarının yarattığı huzursuzluk ve toplumsal bunalımın atmosferinde Rasputin sarayın kalbine yerleşmeyi başararak Rus İmparatorluğunun ve Romanov Hanedanlığının çöküşünde kilit isimlerden biri olmuştur. İmparatorluğun çöküşü Rus edebiyatının ortaya çıkmasındaki en büyük sebeplerden biridir. Rus edebiyatçılarında gördüğümüz bunaltı ve Rusların değerlerini yitirmesinin verdiği varoluşsal kaygılar yalnızca Dostoyevski’ye veya Gogola özgü değildir. Bu depresif hal bütün halka südur etmiştir. Böyle bir dönemde halk, duygusal olarak bir yerlere sığınma ihtiyacı hissetmiş ve mistisizme kucak açmıştır. Rasputin, böyle bir dönemde mistik ve gizemli kişiliğiyle ortaya çıkarak Rus İmparatorluğunun çöküşündeki toplumun bir yansıması olmuştur.

Grigori Yefimoviç Rasputin, 1869 yılının Ocak ayında Sibirya’nın Pokrovskoye köyünde eğitimli olmayan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Çok küçük yaşta tam yedi tane kardeşini kaybetti. Bu travmalar ve fiziksel özelliğinin de zayıf olması sebebiyle pek fazla arkadaşı yoktu. Yalnız geçirdiği çocukluğu onu doğaya ve dine karşı daha yönelmiş biri haline getirdi. Gençliğinde aykırı bir karaktere sahip olması, hakkındaki hırsızlık iddiaları köylülerin arasında ona Rusçada “sefih” veya “ahlaksız anlamına gelen “rasputnik” lakabı takılmıştır. Rasputin 1897 yılında Aziz Nikolay Manastırında bir hocanın talebesi olmuş ve burada eğitimine başlamıştır. Bu eğitimde okuma yazma gibi eğitimlerin yanında dini ve mistik eğitimler de almıştır. Bu süreçte vejetaryen olmuş dünyevi zevklerden kendini arındırma yoluna girmiştir.

Grigori Rasputin portresi
Grigori Rasputin

St. Petersburga Girişi

Rusya’da “strannik” adı verilen tasavvuftaki abdallığa benzeyen bir gelenek vardı. Strannik, dünya işlerinden elini çeken ve manevi yolculuğunu gerçekleştirmek için seyehatlere çıkan gezgin hacılara denirdi. Rasputin de bu geleneği takip ederek; Balkanlar, Yunanistan ve Kudüs’ü kapsayan uzun hac yolculuklarına çıktı. 1905 yılında St. Petersburg’a geldi. O dönem Rusya’sında Rus üst sınıfı, geleneksel Ortodoks Kilisesi’nden eskiye nazaran daha uzaklaşmış, okültizm ve mesmerizme yönelmişti. Rus üst sınıfındaki bu özellikler Rasputinin de sahip olduğu niteliklerle uyuşunca Rasputin St. Petersburg’daki aristokrasinin içine girdi. Başpiskopos Theophan, Hermogenes ve keşiş İliodor, Rasputin’in yükselişinde önemli rol oynadılar. Rasputin’in yükselişinde ve insanları etki altına almasındaki başlıca özellikleri şöyle özetleyebiliriz: Karizmatik fiziksel özellikler, bakışlarının ve duruşunun kişide yarattığı izlenimler, köyden gelmesinin de etkisiyle sahip olduğu köylü kimliği onun samimi bir insan olarak görülmesine vesile olmuştur bunun dışında hitabet yeteneğinin çok yüksek olması, dinleyicileri transa sokabilecek derecede coşkulu hallere girebilmesi diyebiliriz.

“Karımın histerik krizini çekmektense on Rasputin tercih ederim” -II. Nikolay

Rasputin Hayranlarıyla Birlikte
Rasputin Hayranlarıyla Birlikte

Rasputin, 1905 yılında Çar II. Nikolay ve Çariçe Aleksandra ile tanıştı. Veliaht Prens Aleksey’in hemofili hastalığı vardı. Polonyo’daki Spala Av köşkünde ölüm döşeğinde olan Aleksey için Rasputin “Tanrı gözyaşlarını gördü ve dualarını duydu. Çocuk ölmeyecek; doktorların onu fazla kurcalamasına izin vermeyin” yazan bir telgraf gönderdi. Rasputin’in bu tavsiyelerine uyulduktan sonra Aleksey gerçekten de iyileşti ve bu olaydan sonra Rasputin, devletin içinde kendisine denetlenemez bir alan açmış oldu. Çar Nikolay’ın günlüklerinde Rasputin için ondan “Tanrının Adamı” olarak bahsetti.

Yarattığı aziz kimliğiyle saraydakileri o kadar etkiliyordu ki 1. Dünya savaşı sırasında Çar’ın cepheye gitmesiyle Rasputinin Çariçe üzerindeki etkisi zirve yaptı. Rasputin’in onayı olmadan bakan atanması bile gerçekleşmiyordu. Rus devleti Rasputin’in bu etkisi sayesinde büyük bir istikrarsızlığa gitti örneğin bir yıl içerisinde tam beş defa içişleri bakanı, 3 savaş, 4 tarım ve 3 adalet bakanı değiştirildi. Devletin içinde devlet savaştayken savaş karşıtı lobicilik faaliyetleri yaptı. Rusya’nın çöküşüne doğru giden yolda Rasputin’in etkisi halk tarafından fark edildi ve Rasputin’e karşı nefret besleyenler oldukça arttı. Bunun oluşmasındaki sebepler: Rasputin’in kendi yandaşlarını önemli makamlara getirmesi ve rüşvet iddiaları, Alman Casusluğu yaptığı iddiaları, “khlysti” denilen günah işleyerek arınma öğretisiyle aristokrat kadınlar ve fahişelerle yaşadığı iddia edilen sefahat, kilise otoritesine karşı gelme gibi nedenlerdir. Rasputin’in üzerindeki Alman Casusu iddialarını güçlendiren veriler, Çariçenin aslen alman asıllı olması, Rasputin’in Çariçe ile çok yakın olması ve Almanya’yla savaş halinde olan Rusya’yı savaştan çekmeye çalışmasıdır.

Rus ülkesini yönetti ve Çar’ı hiç umursamadı
Ama yaptığı kazak dansı gerçekten harikaydı
Devletin bütün işlerinde hatırı sayılacak bir adamdı
Ama kucaklamak için bir kızı tuttuğunda gerçekten müthişti
Kraliçe’ye göre adam kurnaz biri değildi
Adamın yaptığı şeyleri duymasına rağmen
Onun, oğluna şifa verecek
Kutsal bir iyileştirici olduğuna inandı

Efsanenin Ölümü ve Romanovların Çöküşü

Rasputin’in gerçekten bir havas yönü var mıydı yoksa düzenbazın teki miydi bilmiyoruz ancak öyle bir imaj çizmeyi başarmıştır ki, Rusya halkını inanılmaz etkilemesinin yanında çariçeyi de etkilemiş, Devlet’in içinde adeta kendine bir harem yaratmıştır. En başta bir efsane gibi saraya giren Rasputin daha sonra nefret edilen bir unsura dönüşmüştür. 1914 Haziranında frengi bir kadın tarafından bıçaklanmış fakat ölmemiştir. 29-30 aralık 1916 gecesinde, Felix Yusupov liderliğindeki Aristokratlar, Rasputin’i Yusupov Sarayına davet edip öldürmeye karar vermişlerdir. Bunun için Rasputin’e siyanürlü kek yedirmişlerdir ancak Rasputin bu zehirlerden de etkilenmemiştir. Zehirlemenin başarısız olmasıyla suikastçiler silahla Rasputin’e ateş etmişler Rasputin ağır yaralı bir şekilde suikastçilerden kaçmaya başlamıştır. En sonunda başından vurulmuş ve darp edilerek Neva Nehrine atılmıştır. Ölümün asıl sebebi Suda boğulma mı yoksa başından kurşunla vurulması mı olup olmadığı hala kesin değildir. Ama ilginç olan bu ölümden sonra bile Rasputin’in siyanürden hiç etkilenmemesi, defalarca vurulmasına rağmen bir türlü ölmek bilmemesi onun doğaüstü imajını güçlendirmiştir. Ayrıca, suikastçiler siyanürlü keklerin işe yaramadığını söylese de otopsiye bakıldığında herhangi bir zehir izine de rastlanmamıştır. Bu da sahte zehir kullanılma ihtimalini güçlendirmektedir.

Rasputin gibi bir efsanenin öldürülmesi, monarşinin ve Rusya’nın içerisindeki çatlakların onarılmasına pek de faydalı olamamıştır. Rasputin’in ölümünden sdece aylar sonra Vladimir Lenin öncülüğünde 1917 Devrimi gerçekleşmiş Romanov ailesi yakalanmış ve infaz edilecekleri güne kadar hapsedilmişlerdir. 16 Temmuz gecesi 1918 yılında Çar II. Nikolay, Çariçe Aleksandra, beş çocukları, saray doktoru, nedimeleri, uşakları ve aşçılarıyla birlikte Bolşevik devrimcileri tarafından feci şekilde infaz edilmiştir. Bütün bu olaylar göstermektedir ki Rasputin karakteri, İmparatorluğun çöküşündeki bir sebep değil sonuçtur. Rasputin, Rusya İmparatorluğunun, zayıf otoritesinin, yozlaşmışlığın, acizliğin, bir kahraman arama ihtiyacına sığınan Rus halkının yarattığı, kolektif bir anti-kahraman olarak sahneye çıkmış ve dönemin gerçek Rusya’sını temsil ederek ölmüştür.

Ama içmeye ve şehvete olan düşkünlüğü
Ve güç sevdası
Git gide daha fazla insanın dikkatini çekiyordu
Bu zalim adamın cezasını kesmek isteyenlerin sesi git gide daha yüksek çıkıyordu –Rasputin, Boney M

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir