
Mermere sıkışmış bir melek gördüm ve onu özgürlüğüne kavuşturuncaya dek mermeri oydum.
– Michelangelo
Michalengelo’nun en önemli eserlerinden birisi henüz 23 yaşındayken yaptığı muhteşem Pieta eseridir. Öyle bir etki bırakmıştır ki bu eser, Roma’daki diğer heykeltıraşlar çok genç olan Michalengelo’nun yeteneğine hayran olmuşlar ve bunun Michalengelo’ya ait olmadığını düşünmüşler. “Pieta”, kucağında oğlu ölmüş İsa olan Meryem’in tasviridir. Meryem’in ve İsa’nın duruşuna, heykelin kompozisyonuna ve yüzlere baktığımızda zamanın sınırlarını aşan, insanlığın oluşumundan sonuna kadar sürecek duyguları yoğun bir şekilde yaşarız.
Pieta Heykelinin İncelenmesi
Aslında “Pieta” Michalengelo’nun yaptığı dört heykelden oluşan bir seridir. Ancak biz bu yazıda bunlardan en sevileni olan “Pietà del Vaticana” heykelini işleyeceğiz. Bu eser Fransız kardinal Jean de Bilhères tarafından kendine mezar anıtı olarak 1498-1499 yılları arasında yaptırılmıştır. Daha sonra 18. yüzyılda Vatikan’daki Aziz Petrus Bazilika’sına taşınmış ve o vakitten beri orada sergilenmiştir. Pieta, Michalengelo’nun imzasının olduğu tek eser olarak bilinir. Ancak Michalengelo eserlerini imzalamayı bir kibir göstergesi olarak görmüş ve bundan pişman olarak bir daha hiçbir eserine imzasını koymamıştır. Michalengelo, Pieta eserini tek bir mermer bloğunu 2 yıldan kısa bir süre boyunca yontarak yapmıştır. Pieta, İtalyan sanatının altın çağı olarak kabul edilen Yüksek Rönesans döneminin zirve eserlerinden birisi olmuştur. 1972 yılında Laszlo Toth adındaki akıl sağlığı yerinde olmadığı iddia edilen birisi tarafından çekiçle saldırıya uğramış. Bunun ardından tekrar restorasyon yapılmak zorunda kalmıştır. Daha sonra kurşungeçirmez bir cam bölmenin arkasına alınarak sergilenmeye başlanmıştır.

Michalengelo Bize Ne Anlatıyor?
Michalengelo’nun Pieta’sına baktığımızda göze çarpan en önemli detaylardan birisi, oğlu İsa’nın ölüsünü tutarken Meryem’in oldukça sakin yüz ifadesi takınmasıdır. Normalde ölü oğlunu elinde tutan birinden acı ifade eden yüzler görmemiz gerekirken Pieta’da tam tersi oldukça sükunet içerisinde, sakin ve saf bir Meryem yüzü görüyoruz. Bunun nedeni, Meryem’in ölmüş oğlunun bedenine karşı bile halen annelik yapıyor olması olabilir. Tıpkı canlı ve eskisiymiş gibi oğluna şefkat ve merhametle bakıyor. Anaçlığından gelen kutsal tavrını asla başka bir tavır almıyor. Ellerinde tuttuğu İsa’nın gözlerine baktığında orada ölü bir beden görmek yerine hala bebeğini, çocuğunu ve biricik oğlunu görüyor. Bir acısı varsa bile bunu içsel bir acı olarak yaşıyor dışavurmuyor. Michalengelo’nun yaptığı bu Pieta heykelinin kompozisyonuna dikkatlice baktığımızda Meryem Ana’nın boyutunun İsa’dan oldukça büyük olduğunu görüyoruz. Bunun estetik görünmesi açısından böyle görünmesi gerektiğini düşünebiliriz. Ancak bu kompozisyon aynı zamanda insana, anneliğin yüceliğini gösterirken İsa’nın tıpkı bir çocuk gibi annesinin oğlu olduğunun da vurgulanmasını sağlıyor.
“Gerçek sanat eseri, ilahi mükemmelliğin sadece bir gölgesidir.”
-Michalengelo
Pieta heykeli rönesans döneminin piramidal geometrisine uygun bir şekilde yapılmıştır. En tepede Meryem’in başından başlayan ve Meryem’in dalgalanan peleriniyle son bulan bir piramit. Kompozisyon öyle dizayn edilmiştir ki her şey aşağıya dönüktür. İsa’nın kolu, bacakları ve kafası; Meryem’in yüzü her şey kendini yerçekiminin ağırlığına bırakmıştır. Ancak Meryem’in elbisesindeki dalgalar, İsa’nın bedenindeki zariflik bize bir ağırlık yerine hafiflik duygusu yaşatır. Hafif bir ivmeyle yere doğru düşmek gibi. İnsanlığın, duyguların iyiliğin ve kötülüğün bütün ağırlığı Meryem Ana’nın kucağındadır. Ancak Meryem Ana’nın kucağı öyle bir kucaktır ki bütün bu ağırlıklar yerini anaçlığın sarıp sarmaladığı zarif bir acıya bırakır. Pieta’da dikkat çekici bir detay vardır. Bizi acıya doğru çeken yerçekiminin tam zıttına Meryem’in sol elinin açık ve yukarı dönük olduğunu görürüz. Yere olan çekim acıyı ve ağırlığı temsil ediyorsa Meryem’in sol elinin yukarı dönük olması da umudu ve İsa’nın yeniden dirileceğini simgeliyor olabilir.

Pieta Heykeline Yapılan Saldırı
1972 yılında Aziz Petrus Bazilika’sında Laszlo Toth adındaki bir jeolog, parmaklıkların üzerinden atlar ve elindeki çekiçle Pieta’ya saldırır. Meryem ana’nın kolunu keser burnunu kırar yüzüne saldırır. Bu olaydan sonra pskiatristler Toth’un topluma zararlı kişi olarak niteler ve akıl hastanesine yatırılır. Hastanede geçirdiği iki yıldan sonra ülkeden sınır dışı edilir. Pieta’ya karşı yapılan bu saldırıdan sonra restorasyonla ilgili tartışmalar başlar. Pieta’ya yapılan bu saldırının artık bir anlam ifade ettiğini bu yüzden heykelin kırılmış şekliyle kalması gerektiğini düşünenler vardır. Onlara göre bu saldırı modern çağın eskiye belki de dine karşı yaptığı bir saldırının simgesi olabilir ve Pieta eseri bu bağlamda yorumlanabilir. Restorasyon için bu görüşte olanlar Pieta’nın onarılırken belirgin kırık kapatma izleriyle bunu yapılması gerektiğini savunurlar. Ancak bu görüş kabul edilmez, heykele açılan yaraların kusursuz bir şekilde iyileştirilmesi gerektiğine karar verilir. Bundan dolayı Pieta’dan koparılan yüz parça mermer toplanır, hepsi tekrar birleştirilir ve Pieta’nın üzerine yapıştırma izi görünmeyecek şekilde yapıştırırlar. yaklaşık 10 ay süren bir restorasyon çalışmasından sonra Pieta, kurşungeçirmez bir camın arkasına alınır ve izleyiciler artık onu bir camın arkasından izlemek zorunda kalır.
“Gençliğimde, aşık olduğum o büyüleyici güzelliğin bir gün kalbime geri döneceğini ve beni sonsuza dek işkenceye maruz bırakacak bir alev yakacağını bilseydim, gözlerimdeki ışığı ne kadar da seve seve söndürürdüm.”
-Michalengelo

